24 Eylül 2012 Pazartesi

İster al ister kirala...


Baumax Ankara’da (İstanbul Yolu 8. km) geçen yıl açıldı da bir türlü yolum düşmemişti. Aslında biraz da mağazanın “devasa ” görüntüsü ürkütmüştü beni. Çünkü ne zamandır artık öyle devasa marketler, AVM’ler, mağazalar nice zamandır cezbetmiyor beni. Bir kere insan içine girince kaybolmayacak, ne nerde “şıp” diye bulacak.  İşte Baumax, benim bu anlamdaki tercihlerimin tam tersi.  
Hani 10 yıl kadar önce Bilkent’te açılan Praktiker’i gördüğümüzde “Vay be! Amma da büyük. Eve dair, arabaya dair, bahçeye dair ne lazımsa hepsi burada” demiştik de aradan geçen zaman için de Bauhaus, Koçtaş, Tekzen derken sayıları isimleri hızla çoğaldığından artık hayret etmez olmuştuk ya... Baumax'ı görünce  bu “vay be!”yi en az ikiyle çarptım. Gitmeyenler için söyleyeyim, CEPA Bauhaus veya Eryaman Koçtaş’tan iki tane düşünün, çünkü iki katlı. Yürüyen merdivenler, otoban gibi geniş ve büyük, biri gidiyor biri geliyor, insan kendini daha da bir ufacık hissediyor. Zaten, “dev yapı marketi”  sloganıyla piyasaya girmiş.

11 Eylül 2012 Salı

Eyvah okul zili çaldı!


Bu yıl gerçekten de eğitim yılı "eyvah eyvah” denilecek dertlerle açılıyor. Birçok aile, içi kan ağlaya ağlaya, sırf“aman çocuğum geri zekâlı, biz de vatan haini damgası yemesin” diye, henüz anasınıfı çağındaki çocuklarını okullara teslim ediyor bugün. Benim böyle bir derdim yok hatta Eylül doğumlu olduğu için öğrenim hayatı boyunca sınıfın hep “en küçüğü”olacağını hesapladığım oğlum, 72 aylık “abi” avantajıyla okula başlayacak. Ama ben bu yazıda“4+4+4” ü tartışacak değilim, o konunun tartışanı çok.

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Deli Dumrul bir değil ki...

Bakan dedi ki; “Bunlar Deli Dumrul ücretleri, kaldırmak için düzenleme yapacağız.” Hemen ardından Konya’dan tüketiciye “iyi”, bankalara “tokat” gibi haber geldi: Tüketici Hakem Heyeti, bankaların kredi çeken müşterilerden “masraf” adı altında ücret talep edemeyeceğine hükmetti.
Bu haber, tam da müşterisi olduğum bankanın “haraç yelpazesine” eklediği yeni bir uygulamayı fark edip, sinirlerimin tavan yaptığı döneme denk geldi.

5 Ağustos 2012 Pazar

Tatilde canınız sıkılmasın...

  "Canım tatilde insanın canı mı sıkılır?” demeyin peşin peşin. Öyle bir sıkılır ki, tatil insanın bazen burnundan gelir.
İnsanın tatilde en çok canı “avuç avuç” para döküp de, beklediğin gibi hizmet görememekten sıkılıyor.. “Ekonomik” olsun diye tercih edilen adı sanı duyulmamış otellerde kalanlardan genelde şöyle memnuniyet ifadeleri duyarım; “Küçük ama şirin bir oteldi, 3-4 çeşit yemek vardı ama çok lezzetli, servis özenliydi ve en önemlisi temizdi.” Bir de “herşey dahil” sistemine dahil büyük otel müşterisi vardır ki, onlardan da çoğu zaman şöyle yakınmalar gelir; “Deli gibi para alıyorlar, ama yemekler yarım saatte bitiyor. Rakıyı plastik bardakta içiyorsun, tabak bulamıyorsun...”

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Ramazan pazarı...


Çarşıya pazara tamamen önyargıyla çıktım... Malum Ramazan başlayınca, meyve sebze, aklınıza gelebilecek her türden kuru-yaş gıda ve tabii ki tatlı fiyatlarının “tavan yapması” kaçınılmaz olur her nedense. Herkes karnının aldığı kadar yiyor ama Ramazan’da özellikle “gözleri” doyurmak ön plana geçtiğinden midir bilinmez, fiyatlar her seferinde adamakıllı fırlıyor ya ben buna sinir oluyorum.

18 Haziran 2012 Pazartesi

Alışveriş festivalinden notlar...



Başkentte “festival sezonu” mart, nisan, mayıs aylarıdır... Ve hepsi “sanat üzerine”dir. Açılış mart ayında, büyük özverilerle 23 yıldır Başkentliye yeni “pencereler” açan “Film Festivali” ile başlar, aralarda Tiyatro Festivali karşımıza çıkar ve final “Uluslararası Müzik Festivali” ile yapılır. Bilen bilir ki; Başkentin festivalleri, hep alçakgönüllüdür, asla “gelin gelin” diye bağırmaz. Kendi halinde, izleyenlerini bekler... Ama Ankaralılar bu yıl ilk kez farklı bir “festival” kültürüyle tanıştı, tanışmak istemeyenlerin de gözünün içine sokuldu afişler, duyurular, etkinliklerle. Ve “Ankara Alışveriş Festivali” 8 Haziran’da kapılarını açtı.

17 Mayıs 2012 Perşembe

Ayakkabının da günü olurmuş!

Eğer, gazetedeki o ilanı görmeseydim, 15 günde ikinci kez ayakkabı mevzuuna girmeyecektim. Ama bizim Ankara ekinde geçen cumartesi günü yer alan ve de “2012 modası ayağınıza geldi” sloganı ile duyurulan “Ayakkabı Günleri”nin ilanını görünce, hemen ertesi gün, yani tam da Anneler Günü’de, Ankamall alışveriş merkezinde (AVM) aldım soluğu...
Daha önce de yazmıştım, bu yılın ayakkabıları tam anlamıyla “çıldırmış” diye.... Giysilerde bile yok böyle renk cümbüşü... Zaten kafama takmıştım, bu yılın o çılgın renkli ayakkabı ve çantalarından mutlaka ama mutlaka almalıyım diye... “Madem ki böyle ‘ayakkabı günleri’ yapıyorlar, her halde hatırı sayılır bir indirim de yapılır” umudu ve hayaliyle, harbiden biraz da eteklerim zil çalarak Ankamall’e girip, hiç oyalanmadan doğruca, ayakkabı mağazalarının yer aldığı ikinci kata çıktım.