5 Ağustos 2011 Cuma

Sahiden de “sosyete” pazarı...

“Sosyete”, Fransızca’dan dilimize giren sayısız sözcüklerden. Fransızlar, “société” yi; “toplum, topluluk, dernek” anlamında kullanılırken, bize gelirken, sınıf atlayıp, “kalburüstü” , “gelir düzeyi yüksek” tabaka için kullanılan sıfata dönüşmüş, kullanım alanı da genişlemiş. Örneğin başına yine Fransızca “jet” ya da Türkçe “yüksek” sözüğünü getirirseniz, “ kibarlar alemi, kaymak tabaka” anlamına geliyor. “Sosyete pazarı” ise tersine bir durumu anlatıyor:Taklit veya defolu ürünlerin satıldığı, ucuz alışveriş yeri.” Bit pazarının “çakma marka görmüş hali” de diyebiliriz.


İstanbullu tanıdıklar ballandıra ballandıra anlatırdı “ Salı pazarı, Ulus pazarını...” Sonra kimi ünlü “artistler”in de oralardan giyindiğini öğrendik, magazin programları sayesinde. Hatta “Ajda Pekkan bile oradan giyiniyor ya, ben gördüm kaç kez” diye hava atan arkadaşım vardı örneğin. Zannediyorum ki bu “ünlüler” yüzünden o pazarların adı “sosyete pazarı”na döndü. Ankaralıların tanışması ise 5-6 yıl öncesine dayanıyor. Ayrancı semt pazarı içinde, çarşamba günleri açılan “İstanbul sosyete pazarı” çok tuttu. Arkadaşlarla seferler düzenlerdik, sahiden de hoş, kaliteli “çakma”lar vardı, ucuzdu da... Sonra ne olduysa, fiyatlar fırladı, kalite düştü. Gerekçe nedir bilmiyorum ama Çankaya Belediyesi de “sosyete pazarı”nı kaldırdı. Ama Ankara’nın birçok semtinde “pıtrak” gibi sosyete pazarları açıldı. Önceleri semt pazarlarının alanlarındaydı, sonra sınıf atladı, Ümitköy’de, Eryaman’da, Batıkent’te “sosyete” oldu ve AVM içlerine girdi.

Everybody’s Nişantası(!)
Çankaya’daki “Nişantaşı Sosyete pazarı” ise kendine özel binası ve “şubeleri” olan ilk sosyete pazarı oldu, Çukurambar ve Etlik’te “şubeleri” var. Ben bu hafta “sosyete pazarı yazayım” dedim ve defalarca önünden geçip merak ettiğim Nişantaşı Sosyete Pazarı’na gittim. İlk dikkatimi çeken, pazarın kurulduğu binanın girişindeki “Nişantaşı Sosyete Pazarı” yazısının altında yer alan janjanlı “Everbody’s Nişantaşı” tabelasıydı. “Vay be amma sosyetik bir yer burası” diye biraz tedirgin içeri girdiğimde, “tişörtler 5 lira, şortlar 10 liraaa....!” diye bağıran pazarcıları duyunca, “tamam bildiğim pazar” diye rahatladım.
Pazar iki kattan oluşuyor, önce üst katı gezdim, tabii ki “yok yok...” Ayrıca bildiğin bilmediğin bütün markalar var , Adidas, Nike, Prada, Burberry...Aklına hangisi gelirse, bütün hepsinin mükemmel “çakma”ları tezgahlarda... Gözüme bir “Burberry” şort kestirdim, fiyat 20 lira, pazarlığa giriştim, satıcı asla inmedi. Tişörtler 5 liraya da var ama “tam aradığım” gibi dediklerin 15-20 liradan aşağı değil. Üstelik deneme şansın yok, ama azmedersen, üzerindekilerin üstüne, şöyle bir geçirebiliyorsun. Her ne kadar pazarcılar, “haftaya burdayız, malımızı tanırız, üzerinize olmazsa değiştiririz” dese de garantisi yok.

Çakmaların hiyerarşisi
Ben en çok plaj terliklerini sevdim, 5 liraya, gayet kullanışlı ve hoş terlikler bulabiliyorsun. Ama beğendiğiniz bir markanın “çakması”ysa, fiyat hemen fırlıyor, 20-25-30 liraya kadar çıkıyor. Pazarda “çakmaların” da fiyat yönünden bir hiyerarşisi oluşmuş, en pahalısı Prada... Gerçeği ne kadar pahalıysa, çakması da öyle anlayacağınız. Bir de bazı markaların “ihraç fazlaları” var. Örneğin “Zara”nın elbiseleri 30-35 lira arasında pazarda yer bulmuş. “Bu da mı çakma” diye sorduğum pazarcı, “Hayır abla, her firma satacağının yüzde 25 fazlasını üretir, bir de defolu ürünler vardır, biz defolu satmıyoruz, sadece fazla üretimi satıyoruz” diye açıklama yaptı. En eğlenceli bölüm “iç çamaşırı” tezgahları, yurdum insanının “iç çamaşırı” trendi konusunda epeyce fikir veriyor. Tam anlamıyla renk ve çeşit cümbüşü, bazılarını giymek harbi “cesaret” ister(!)
Sosyete pazarı içinde “köylü pazarı” tezgahları da var, Beypazarı üretimi ev baklavası, sarma, pekmez, çeşitli baharatlar, bazlamalar dikkatimi çekti. Kilosu 15-20 lira arası değişiyor, daha küçük porsiyonlar halinde de satışa sunulmuş. Tazeliğine güvenen alabilir...

Nasıl gidilir: Çankaya’da Simon Bolivar ile Turan Güneş Bulvarı’nın kesiştiği Yıldız Kavşağı’nda. Önünden, Oran Sitesi, Yıldız, dolmuş ve otobüsleri geçiyor. Salı, cuma ve pazar günleri kuruluyor.

Beğendiklerim: Ücretsiz servis olanağı, havalandırma sistemi.

Eleştirdiklerim: Sıhhiye, Batıkent sosyete pazarları daha uygun olsa da sosyete pazarları ucuz değil. Üstelik, hem “nakit”le alışveriş yapmak zorundasın, hem göz kararı almak zorundasın. Üstelik, iade-değiştirme şansı da yok.

Bir öneri: "Sezon indirimleri”nin tavan yaptığı şu şu dönemde, “iade-değiştirme” garantisinin yanısıra sayısız taksit seçeneği sunan mağazalardan alış-veriş yapmak bence çok akıllıca. Bu konuda favorim birçok AVM’de mağazası bulunan Defacto.

(5 Ağustos 2011 tarihli Cumhuriyet Ankara ekinde yayımlanmıştır.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder